İngilizce İşletme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İngilizce İşletme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eylül 10, 2013

İşletme Okulunda Öğrendiğim 101 Şey-Michael Preis & Matthew Frederick



Merhaba güzel insanlar.Bugün ki yayınımız yukarıda resmini gördüğünüz kitap, "İşletme Okulunda Öğrendiğin 101 Şey.".Fakat unutmamak gerekir ki işletme eğitiminde öğretilen bilgiler bütünü 101 olarak ya da 250 olarak sınırlandırılamaz.İşletme hayat ile iç içe geçmiş bir daldır.Ve bu durumundan dolayı diğer tüm bilimler ve hayatın hemen hemen her alanı ile ilişkilidir.Fakat yinede kitabı mutlak suretle okumanızı tavsiye edeceğim çünkü gerçekten en temel bilgilerin üzerinde büyük ustalıkla durmuş Michael Preis ve Matthew Frederick.O nedenle dikkatli okumakta,sindire sindire okumakta fayda vardır diye düşünmekteyim.Diğer yandan,kitapta kullanılan grafikler,görseller,özlü sözler ve madde madde ilerleme kitabı okurken sıkılmamanız ve bitirmeden elinizden bırakmamanızı sağlıyor.

İçeriğinden biraz bahsederek konumuza noktayı koyalım.Michael Preis ve Matthew Frederick kitapta arz-talep dengesinden tutunda hisse senedi ve tahvile,iş yönetiminden iş problemlerine,iş çeşitlerinden geri bildirim döngüsüne,iş modellerinden danışmanlık desteklerine ve etkili konuşmadan departmanlar arası ilişkilere kadar pek çok şeyi bizlere tekrar tekrar ve tekrar sunuyor.Bu itibarla,kitabı dilimize kazandırdığı için Melih Arat'a da teşekkürü borç bilirim.

Bir daha ki yayında buluşmak üzere derken bloga eklediğim enstrümental derleme ile keyifli zamanlar geçirmenizi dilerim.Selamlar.

Eylül 07, 2013

Görünmeyen Ekonomist-Tim HARFORD


Merhaba dostlar.Bu gece sizlere yukarıda görmüş olduğunuz  ve tüm dünyada çok satan olan kitabı tanıtacağım.Bu konuya girmeden önce,geçenlerde bir dostum blog-umu incelerken konu yapısına bakarak aslında sen kendini "pazarlama" alanında geliştiriyorsun dedi.Durup biraz düşününce hak verdim.Öyle ya hedefler çoğu zaman sapar ama önemli olan bir şeyler başarmak değil miydi?Nitekim,aldığım geri dönüşler de beni oldukça memmun etmekte.Önerdiğim kitapları alan,okuyan ve memmuniyetlerini şahsıma ifade eden değerli takipçilerime ve okuyucularıma çok çok teşekkür ediyor ve memmuniyetleri nedeniyle ricalarımı bildiriyorum.

İşletme ve Ekonomi Guruları ben ve benim gibi ekonomi öğrencilerine öncelikle hayata diğer insanlardan farklı bir perspektifte bakmayı öğütlerler.Bu perspektif ise hissetmiş olduğunuz gibi ekonomik bir perspektif.Söylemesi ve öğütlemesi kolay dediğinizi duyar gibiyim.Bende öyle söylüyorum.Lakin,tanıtımı yapıyor olduğum kitap işte bu noktada sizin için bir başlangıç noktası sevgili okuyucular.Bir markete girdiğinizde ya da bir kafeye hatta bir pasaja ya da alış veriş merkezine girdiğinizde dahası alış veriş için bir manava girip de tezgaha baktığınızda bir işletmeci olarak sizde olması gereken o ekonomik bir perspektif bu kitap sayesinde olmaya başlıyor.

Kitap temel olarak on bölümden oluşuyor.Bu bölümler;
-Kahvenizin bedelini ödeyen kim ?
-Süpermarketlerin bilmenizi istemediği gerçekler
-Mükemmel piyasalar ve doğruların dünyası
-Şehiriçi Trafiği
-Gizli Bilgi
-Mantıklı Delilik
-Hiçbir şeyin değerini bilen insanlar
-Fakir ülkerler neden fakirdir?
-Bira,Cips ve Küreselleşme
-Çin nasıl zenginleşti?

Şimdi kısaca kitapta dikkatimi çeken yerleri sizlere sunup bitireceğim.
-Örneğin bir hazır kahvenin fiyatını belirleyen(Starbucks,Kahve Dünyası,Kahve Diyarı...) şey ne kalite ne de personeldir.Asıl şey yerdir bir diğer yaygın sektörel jargonla kornerdir.
-İyi arazi ile marjinal arazi arasındaki fark ve bu farkın doğurduğu kira ve bu ortaya çıkan kira bedelinin ise verimlilik farkından kaynaklanıyor olması.
-Rekabette fiyat duyarlılığı(elastikiyeti)--Fiyat artığında satış ne kadar azalır ya da fiyat düştüğünde satış ne kadar artar?
-Süpermarketler organik ve inorganik ürünleri yan yana sunmazlar.Nedeni ise müşterinin kıyas yapması hiç bir satıcının hoşuna gitmez.Bunu müşteriye kendi elleri ile sağlamazlar.
-Kutulanmış ve açıkta satılan taze biber fiyatları arasında 10 kat olduğunu biliyor muydunuz?
-Havalimanlarında ücretsiz kalkış salonları bilerek rahat yapılmaz.Çünkü bu rahatsızlık business class biletlerine yansıyor.Ücretsiz kalkış salonlarının konforu artarsa bu firmaların kafalarına ateş etmektir.
-Gerçek hayatta oyun teorisinin oynandığı alanlar;ev sahibi ve kiracı,hükümet ve sendika,ikinci el araba satıcısı ve alıcısı.
-Küçük ülkeler diğer ülkeler sayesinde zenginleşir.
-Ticari bariyer,önlem alınan ülke kadar önlem alan ülkeye de uzun vadede zarar verir.
-Sağlıklı bir ekonomi sürekli iş kaybeder lakin bir o kadar da yaratır.Bu bir döngüdür.Bu diriliktir.
-Rekabetçi bir ülkede beklenen kâr %20 nin üzerinde olmamalıdır.

Çıkardığım notlar ve altını çizdiğim bölümler pek çoktu.Çünkü bu kitap %100 verimli bir kitap.Her çevirdiğiniz sayfada yeni şeyler öğreniyorsunuz.Bu bir tanıtım olduğu için bu kadarı yeterlidir diye düşündüm.Evet sevgili okuyucular,bu kitabı mutlaka okumalısınız.Sevgiyle ve esen kalın.Dualarınızı esirgemeyin.Selamlar.

Temmuz 30, 2013

ÖNSÖZ

  Ben Ahmet Binici,Marmara Üniversitesi'nde üç dilde eğitim yapan İşletme Fakültesi'nin İngilizce İşletme Bölümü'nde okuyan bir girişimci adayıyım.Bu blogu açma nedenler birden çok.Bunları size açıkladıktan sonra epeydir yapmak isteyip de yapamadığım mesleki bloguma start vermiş olacağım,elbette içerik olarak.Efendim gelin şöyle bir son 4 seneme göz atalım ;


 2008-2009 eğitim dönemi, hayatım için çok önemli bir dönemdi.ÖSS sınavına girecektim,ideallerim vardı ve çok şey başarmak istiyordum.İstediğim bölüm İngilizce eğitim yapan bir İşletme bölümü olmasına rağmen sınav sonucunda Marmara Üniversite'si Hukuk Fakültesi'ne girebiliyor olmam bana sancılı bir tercih dönemi yaşattı.Evet ideallerim vardı,evet ailem nedeniyle ticaretin içinde büyümüş ve bu alanda güzel şeyler yapmak istiyordum lakin bir tarafta da Türkiye'nin gerçekleri mevcuttu.Kim ne derse desin Türkiye'de bir elin beş parmağına geçmeyecek bir kaç Hukuk Fakültesi'nde eğitim görüp diploma almak insanın hayatını kurtarıyordu.Bu bir gerçekken,diğer tarafta da kanıca gidebileceğim iyi bir bölüm olan Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü'nde eğitim görmem ve özel sektör ya da devlet kurumlarında çalışmama isteğim bir risk doğuruyordu hayatım için.Dedim ya sancılı diye,gerçekten sancılı idi.Ve günlerden bir gün mezun olduğum liseme gidip,tercihleri mi yaptım.Sadece dört tercihim vardı;(sırasıyla),M.Ü. İngilizce İşletme,M.Ü. İngilizce İktisat,İ.Ü. İngilizce İşletme ve İ.Ü. İngilizce İktisat.

 Rabb'ime şükürler olsun ki ilk tercihim geldi ve üniversite öğrencisi oldum.Hazırlık okuluna başladım.Pek iyi geçmeyen bir hazırlık döneminden sonra yaz okulu ile uzatmalı da olsa birinci sınıfa geçtim.O yaz üniversite dönemi içinde ticaret ile ilişkili olmak istememden dolayı düşünmeyle geçti.Saatlerce,günlerce ve aylarca düşündüm neler yapabilirim,nasıl para kazanabilirim diye.Ve bir girişimim olmadı değil.Köprü Eğitim Danışmanlığı adı altında.Evet başarısız oldum ve bunu söylemekten çekinmiyorum.Ve evet Dostudent projem için de yatırımcı bulamadım.Bir yazımda bu işlerde neden başarısız olduğumu işin derinine girerek anlatacağım.

 O yaz döneminide bu şekilde geçirdikten sonra nihayet birinci sınıfa başlayacaktım.Yani istediğim bölüme tam manasıyla başlayacak İşletme Eğitimi almaya başlayacaktım.İlk gün ve ilk ders.Dünyalar tatlısı bir hoca girdi sınıftan içeriye.Şahsımda biraz çekingenlik ,biraz korku ,biraz mutluluk ve biraz kaygı.Kendisini tanıttı dünyalar tatlısı kadın,adı Müjdelen Yener idi.Biraz dersinden bahsedip neler yapacağını söyledikten sonra,eğitim hayatına yeni başlıyor olmamızdan dolayı kendince bir takım tecrübelerini paylaşmaya başladı.Bu arada dersin adı "Introduction to Business" yani "İşletmeye Giriş" idi.Derken birden sınıfa yüzünü dönüp "Kaç kişi kendi işini yapmak istiyor?" dedi.Sınıfta neredeyse doksanı bulan kişi vardı ve beş ya da altı parmak kalktı.Parmak kaldıranlardan birinin ben olduğumu düşünürsek benim dışımda altı kişi daha kalıyordu.Hoca şaşırdı haliyle."Eee,geri kalanlar ne yapmak istiyor?" dedi.Çıt yok,insanlarda şapşal bir gülümseme ve birbirine bakınan "hoca dersini anlat da git" bakışları.Hocam devam etti:"Arkadaşlar biz burada memur yetiştirmeyeceğiz,biz burada girişimci yetiştireceğiz.İşletme Bölümü'nün görevi budur.Biz size burada bir işletmenin tüm fonksiyonlarını öğreteceğiz ve sizler şirketler kurup katma değerler yaratacaksınız,istihdam sağlayacaksınız ve ülkenize hizmet edeceksiniz.Bu çok şaşırtıcı bir durum!".Dersin sonlarına yaklaşıyorduk ve pek sevdiğim hocam iş dergilerinden,gazetelerin ekonomi köşelerinden ve işletme eğitiminin realitesinden bahsetti.Bol bol okumamız ve kendimizi kendimizin yetiştireceğinden bahsetti.O sırada,bir kaç kitap ve iş dergisi zikretti.Tabi ben hemen not alıyorum.Ve içimde fırtınalar kopuyor o anlar.Acaba yanlış mı yaptım diyorum sağıma soluma bakarak.Ve acı gerçekle karşılaşıyorum.Ticaret okulda öğrenilmiyormuş!Ticaret okulda öğrenilmesine öğrenilmiyormuş da ne yapacağız?Nasıl edeceğiz de biz bu işi öğreneceğiz.Aklımda bu düşünceler hoca sınıftan çıktı.Ders bitti,sınıf boşalmaya başladı ama Ahmet Binici hala sırasında.Dudaklarını kemiriyor ve neler yapacağını düşünüyor bu koskoca dört sene için.İçimden söylenmeye başladım kendime,"okuyacaksın,hemde çok okuyacaksın!Madem bu iş okulda tam manasıyla öğrenilmiyor sen anılar okuyacaksın,şirket hikayeleri okuyacaksın,bu işin jargonunu ve bu işin tüm boyutlarını köşe yazıları dahil bloklardan,kitaplardan,dergilerden,filmlerden yani nereden ne kapabileceksen kapıp öğreneceksin.".Ve bir serüven böyle başladı ki sormayın gitsin.O gün okuldan çıkar çıkmaz Beşiktaş'ta ki bir kitap evine gittiğimi hatırlıyorum ve bana çok karmaşık gelen İş Bölümü'nün önünde durduğumu.Kitaplar bana bakıyor ben kitaplara."Bu iş böyle olmaz" deyip Capital Dergisini aldığımı ve eve gelip okumaya başladığımı biliyorum.Dedim ya bir serüven.İşte ben bu blogu bu serüvenimi anlatmak için açmaya karar verdim.

 Şimdi dördüncü sınıftayım,Allah nasip ederse mezun olacağım.Geride bıraktığım 3 sene de neler okuduğumu,okuduklarımdan çıkardığım notları,yaptığım stajları,ailemin ticari işletmelerinden çocukluğumdan bu yana öğrendiklerimi,katıldığım etkinliklerden öğrendiklerimi ve notlarımı,öğrendiklerimi,takip ettiğim siteleri,ekonomiye dair izlediğim filmleri ve Ekonomi-Girişimcilik ikilemesine dair neler öğrendi isem burada sizlere anlatacağım.Elbette başarısız olduğum iki girişimimi ve yeni girişmekte olacağım girişimlerimi hatta ve hatta okulda aldığım derslerden işime yarar öğrendiklerimi de sizlere anlatacağım burada.Bunu öncelikle kendim sonra da bu yönde bana akıl veren kardeşlerim için yapacağım, tabi ki sizlerde yararlanacaksınız.Önemli bir noktamız ise,benimbiröğrenciolduğumgerçeği.Burada yazacaklarım tamamen "bence"lerim.Kesinliği ve doğruluğu elbette tartışılabilir.


  Şimdilik görüşmek üzere derken,bu sene bu blog için hayli zaman harcayacağımı söylemeden edemeyeceğim.Kendinize dikkat etmeniz temennisiyle sevgiyle ve esen kalın.